Millete ve Tarihe Karşı Vicdani Sorumluluk Çağrısı

Perşembe, Kasım 14th, 2013 @ 12:30AM

MİLLETE VE TARİHE KARŞI

VİCDANİ SORUMLULUK ÇAĞRISI

Ülkemizde son yıllarda hızla ilerleyen tehlikeli bir kamplaşma, toplumu gerilim altına almış durumdadır. Olaylar hızla gelişmektedir. Ergenekon, karşı Ergenekon, alevi açılımı, Kürt açılımı, Ermenistan Açılımı, Suriye Açılımı, AB açılımı… İktidar ve muhalefetten gelen öfke ve ithamlar, yer yer akıl sınırlarını zorlayacak boyutlara ulaşmakta,‘suç’u değil, şahsiyetleri hedef alan üslup gittikçe sertleşmektedir. Kampların gömleğini giymeyenler ise şaşkın ve kaygılı halde beklemektedirler.

       Birlikte yaşama iradesi sağlam olan milletimizin ve köklü geleneği olan Devletimizin kurumları arasına nifak sokmak isteyen, art niyetli, kamplaştırma hesaplarına prim veren her adımı ve yaklaşımı Türk milletine karşı işlenecek en büyük kabahat olarak görüyoruz. Barış ve birlikte yaşama kültürü zengin bir toplumu birbirine karşı tahammülsüz kılan tahrikçi yaklaşımları akl-ı selime ve sükûnete davet ediyoruz.

      Türk Milletine yöneltilmiş kamplaştırma ve ötekileştirme tehlikesini bertaraf etme gayretlerini desteklemek amacıyla aşağıdaki davetimizi açık mektup olarak yayınlamayı, bu milletin bir mensubu olma sorumluluğumuzun gereği olarak görüyoruz.

1.       Gün bugündür. ‘Keşke’ diyeceğimiz günler gelmeden; ülkenin kötüye gidişinin önünü almak üzere tüm aydın, yönetici ve akl-ı selim sahibi insanlarımızı milli vicdanın sesine kulak vermeye davet ediyoruz. Toplumumuzun öncü ve önderlerinden bizleri birbirimize düşürecek kamplaşma oyunlarına alet olmadan hırslarına gem vurabilecek erdemli tavırlar bekliyoruz.

2.       Türk Devletinin düzenini ve yönetim biçimini korumak için kurduğu meşru mekanizmalar elbette işleyecektir. Bazılarının uygulamadan doğan hoşnutsuzluğunu ülkede kamplaşma ve çatışma ortamı doğuracak biçimde kullanma çabaları, inanıyoruz ki sağduyulu yaklaşımımızla bu sefer de sonuçsuz kalacaktır.

3.       Ortak değerlerimiz olan Cumhuriyet, Atatürk, laiklik, demokrasi, hukukun üstünlüğü, etnik ve dini kimlik üzerinden rakiplerini dövmeye kalkışan hitabet biçimini zararlı görüyoruz. Bu tutum değerlerimizi aşındırdığı gibi toplumu da yersiz çelişkilere düşürerek ateşe körük olmaktadır. Bu değerleri dilinden düşürmeyenler eğer hukuk dışına çıkmışlarsa kim olurlarsa olsunlar sahipsiz kalmalıdırlar.

4.       Demokrasilerde güçler ayrılığı, güçlerin aykırılığı değil, toplumsal uzlaşma metni olan ‘Anayasa zemininde güçlerin dayanışması’ demektir. Anayasal kurumlar birbirlerine karşı ‘egemenlik mücadelesi’ vermezler; her birisi devlet aygıtı içinde kendi işlevini yapmakla, hep birlikte ‘milli egemenliği tesis’ etmiş olurlar. Bugün Anayasal kurumlar arasında çatışma olduğu fikri toplumsal endişelerin, geleceğe dair kaygıların başlıca kaynağı olmuştur. Bu kurumların temsilcileri tarafından bu kaygıyı ortadan kaldıracak adımlar atılması millete karşı zorunlu ve tarihi bir ödevdir.

5.       Türk yargısı da yaşanan süreçlerden saygınlığını artırarak çıkmayı başarmalıdır. Bir ‘tarafın yargısı’ olmadığını, bütün bir ‘Türk Milleti adına’ yargılama yaptığını göstermelidir. Bu gergin gündemlere dair kararlarında hukukun siyasallaştığı iddialarına prim vermeyecek biçimde ‘ideolojik’ değil ‘objektif’ yaklaşmayı başarmalıdır. Kimse adaletin terazisini bozmaya yeltenmemelidir.

6.       Bu cümleden olarak, Devletin başı ve temsilcisi konumundaki Sayın Cumhurbaşkanımızı; anayasal kurumların, meslek kuruluşlarının, sivil toplum kuruluşlarının, medya kuruluşlarının ve siyasi partilerin temsilcilerini, toplumdaki gerilimi giderici tavır, davranış, söylem, proje ve programlar geliştirmek üzere bir masa etrafında buluşturmaya davet ediyoruz.

7.       Bu kurum temsilcilerinden de; her türlü ideolojik, siyasi, sosyal nüfuz kavgasını aşarak görevlerini suhuletle, uzlaşmacı ve kamuoyunu rahatlatıcı bir şekilde yapmaya davet ediyoruz.

        Aksi halde; ülkemiz önü alınamaz badirelerle karşı karşıya kalabilir. Toplum önderliği görevini üstlenmiş olanlar tarih ve millet indinde mahkûm olmaktan kurtulamazlar.

      İnanıyoruz ki, sayısız badireleri savuşturup ileri ufuklara yol almayı başaran Türk Milleti, bu oyunları da sağduyusu ile bozup mutlu geleceğine doğru yürümeye, birbiriyle ve bütün insanlıkla barışık, birlik içinde bir“sevgi toplumu” oluşturmayı da başaracaktır.

      Gelecek daha güzel olacak!…

Posted by
Categories: Makaleler

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumlayan siz olun!
Yorum Yap