Esad Başka Bahara Kaldı

Çarşamba, Şubat 29th, 2012 @ 8:53PM

ESAD BAŞKA BAHARA KALDI

Osman ARSLAN

Suriye’de, Esad’ın zalimleşen diktasına boyun eğmeyecek görünen muhalefet, haklı ve güçlü de olsa ağır kayıplar vermeye devam ediyor.

Uzunca bir süre silahsız mücadele yöntemlerini uygulayarak yeni bir ‘Gandi Efsanesi’ doğurmak için direnen, bilge bir istişare heyeti önderliğinde yürüyen muhalif halk hareketi artık silaha sarıldı. Görülüyor ki, silahsız halk direnişi döneminden çok daha fazla kayıp veriyorlar. Üstelik halk yeterince silahlı olmayınca milis grupların eylemleri Esad tarafından terörist imajı verilerek dünyaya servis edilmeye de başlandı.

SURİYE HANGİ BAHARA KALDI?

Arap baharını aylardır yaşarken diğer ülkeler, Suriye’nin baharı neden gecikti? Ve Esad neden düşürülemiyor? Suriye’de neler olacak?

Aslında bu durumu tahmin etmiştik. “Suudi Arabistan ve Suriye’de Arap Baharı’nın başarı ihtimali zayıftır”, öngörümüzü, Suriye olayları henüz başlamışken belirtmiştik. Gelişmeler de bizi doğruluyor.

O gün bu öngörümüzün sebebini şöyle açıklıyorduk: Suud hükümeti ABD için, Suriye hükümeti ise İsrail için olmazsa olmazdır.

‘DİYALOGLU TAVIR’ ALAMADIK

Görünürdeki düşmanlıklar bir tarafa, israil’i bölgeye yerleştiren kritik yardım, tarih boyunca esasen Suriye Halkına rağmen hep Esad rejiminden gelmiştir. Bu gizli işbirliğinin tezahürü olan onlarca anlaşma ve fiili durum örneği varken laftaki düşmanlığa bakıp farklı bir sonuç düşünmek mümkün değildi.

Nihayet, Arap Baharı veya Büyük Ortadoğu Projesi de kendiliğinden, amaçsız ve başıboş bir hareket değildi. Sahipleri vardı. Projenin sahipleri de ABD ve İsrail olduğuna göre kendileri için bu iki nirengi noktasını muhafaza edeceklerdir, diye yorumlamıştık.

Bu tahlilden hareketle Türk hükümetine de o zamanki önerimiz, Suriye hükümeti ile köprüleri atmayıp; ‘diyaloglu tavır almak’ şeklinde olmuştu.

SUUDUN UMUDU ESAD

Şimdi geldiğimiz noktadan geleceğe bakalım:

Suudi Arabistan ağzından gelen açıklama, aslında ABD’nindir. Krallık, Dışişleri Bakanı aracılığı ile ABD’den diyor ki; “Esad’ın baskılarını kınıyoruz ama Uluslararası müdahale olmasın!” Neden? Suudların ‘kendini kandırdığı’ (ABD’nin korkuttuğu da diyebiliriz) gerekçeleri; Esad gidince doğacak Suriye’deki Irakvari kargaşada kendilerini hedef alacak bir El-Kaide hortlaması olması imiş! Sonuç: Suud’un bugün için umudu Esad’dır!

İsrail için bugün ‘kontrollü düşman’ olan Suriye’deki Dürzi yönetimi, Esad sonrası muhtemel şekilde Sünnileştiği an ‘sertleşecek komşu’ sorunu bir kâbus gibi duruyor. Sonuç: İsrail de Esadçı!

ORTADOĞU DENGELERİ NE GEREKTİRİYOR?

Lübnan, İsrail sonrası kargaşadan ve Hizbullah’ın yükselişiyle gireceği istikrarsızlıktan korkuyor ve Esad desteğinde sağladığı iç dengeleri korumak istiyor. Esad’ı, aksine destekliyor.

Irak? Başının derdindeyken Esad’a ne diyebilir?

İran zaten Türkiye ve İsrail karşısında Suriye’yi kendisine kale yaptı. Esad İran’a yaslandı Dürzi-Şii ittifakı stratejik ortaklığa dönüştü.

YA BATI?

Gelelim ABD’ye. ABD kararlı ve kesin konuşmalar yaparken topa son derece ihtiyatlı ve ağırdan gidiyor Suriye konusunda. ABD seçimleri, Libya’da rejimin istendiği şekle dönmemesi, İran faktörü, Irak iç savaşının başına sarılması, İsrail ve Suud pozisyonu…  Sizce ABD’yi Esad’a karşı motive edecek hangi neden var? Sonuç: ABD müdahaleye mesafeli.

Rusya, zaten BM’deki Suriye önergesini veto etti. Bu vetoya ABD’nin niçin ciddi bir tepki vermediği, öncesinde defans yapmadığı ve Rusya’yla masaya oturmayı düşünmediği sanırım açıklamalarımız ışığında artık net olarak görülüyordur.

Fransa, balıklama daldığı Libya işgüzarlığına rağmen istediği pastayı alamayınca şimdi Suriye’de ‘küstüm, oynamıyorum. Önce beni tatmin edin!’ diyor. Sonuç: Fransa da bu işte yok!

TÜRKİYE’NİN YALNIZ KALDIĞI DAVA

Türkiye, Esad’ı devirme uluslararası ittifakının etkin ülkeleri arasında tek istekli ülke kalıyor. Bu da doğaldır, çünkü yeni hükümet büyük ihtimalle Sünni olur ve bu, Türkiye’nin uzantısı bir demografik yapının iktidarı olacaktır. Sizce Türkiye bunun için Suriye’ye savaş açar mı? Fevri bir savaşın Dünya savaşına döneceği bu ateşi Türkiye yakacak durumda mıdır? Ne kadar da savaş hazırlıkları tam hız devam ediyorsa da, bunun yapılacağını hiç sanmıyoruz!

Öyleyse dış faktörlerde Esad’ı devirecek hiçbir ciddi tehdit göremiyoruz.

Pekiyi, iç dinamiklere baktığımızda ne görüyoruz?

İÇERİDE DURUM NASILDIR?

Ordu, birliğini ve gücünü koruyor.

İç savaş var, halkını eziyor; derken Esad yaptığı anayasa oylaması ile yüzde elli yedi katılım desteği gösterdi ki bu, iddialara ‘halkın eliyle’ cevap veren ‘susturucu’ hamlesidir.

Hükümetin kilit bürokrasisi Alevilerin elinde. Esad, bürokraside ikinci etkinliği verdiği Dürziler ve Hrıstiyanların yanına Türkiye’nin PKK konusundaki siyasetinden de yararlanarak İran rehberliğinde Kürt aşiretlerin desteğini de sağladı.

Geriye Sünni Araplar ve Türkmenler kalıyor. Onları da nüfusları çok da olsa Irak’taki gibi sindiriyor. S

uriye azınlıklarının ittifakına dönüşen Esad-baas rejimi, çoğunluğa etkili baskısını sürdürüyor. Bu, İsrail, ABD ve İran için de istenen bir gelişme; çünkü Sünniler, özellikle Türkmenler soykırıma tabi tutulursa Türkiye’nin Suriye’deki kolu kanadı kırılmış olacaktır!

Muhalif Özgür Suriye Ordusu, Irak Sünnilerinin ve Katar hükümetinin desteği ile silah buluyor. Türkiye’nin başarısız destek girişimleri Suriye’de tarihin akışını değiştiremeyecek durumda, akim kalıyor!

ZAMAN TÜRKİYE’NİN ALEYHİNE İŞLİYOR

Bu şartlarda Esad’ı devirecek hangi faktör vardır? Bizce hiçbir somut güç ve neden Esad için risk oluşturmuyor.

Ve Esad rejimi ABD-İsrail-Fransa seçimleri bitimine kadar kalacaktır. Bu da 2014 demektir. Yani iki yıl daha Suriye Esad’la gidecektir.

Bu süre zarfında söz konusu ülkeler için Türkiye lehine iç dinamik olan Sünniler törpülenerek Esad sonrası Suud-İsrail-ABD çekincelerini ortadan kaldıracak yeni bir iktidar modelinin zemini hazırlanmış olacaktır.

Esad’a karşı harekatın muhtemel dönemi olan 2014’te Türkiye’de seçimlerin olması da o dönemde Türkiye’yi istikrarsızlaştıracak bir faktör olarak savaşın kullanılma ihtimalini de risk haritamıza koyuyor.

Bu durumda şartlar her durumda Türkiye’nin tamamen aleyhinedir. Sayın Davutoğlu’nun takdire şayan gayretleri bütün bir konjönktürü etkileyememekte, Esad’ın kazandığı zamanı lehine çevirme ihtimali de Türkiye’nin bir başka risk faktörü olarak belirmektedir.

NE YAPMALI?

Bu şartlarda Türkiye ne yapabilir?

Türkiye Suriye muhaliflerine bir hükümet kurmalıdır.

Kurulan bu sürgünde hükümet, Esad sonrası için, bütün bu denge unsuru güçlerin çekincelerini tatmin edecek teminatları vererek desteklerini almalıdır.

Bu sırada muhalif halk hareketini destekleyerek güçlendirmeli ve Suriye’de iktidarın etkisini kırmalıdır. Ekonomik abluka siyasetini iyi yürüterek Suriye’de iktidarı zor duruma düşürmelidir.

Sonra da uluslararası güç içinde yer alarak Suriye yönetiminde belirleyici olmalıdır.

Konjonktürü, Esad’ın varlığını mevcut ülkeler için sigorta değil tehdit olacak biçime çevirmeden Suriye’de rejimi değiştirme şansını göremiyoruz.

ESAD BAŞKA BAHARA…

Türkiye olarak, bütün bunları istesek de yapamayacak durumda olduğumuzu hepimiz biliyoruz. Böyle bir etkinliğin sürükleyicisi olması gereken MİT’in neredeyse tüm elemanları Suriye tarafından tutuklanmış(nasıl bir gizlilikse!), onların iadesi için muhaliflerin liderini(para için gibi) teslim etmiş bir Türkiye… Bu değişimin zeminini hazırlamak için operasyon ve bilgi-destek imkanı olmayan bir Türkiye sırf Dışişleri’nin üst düzey girişimleri ile bu işi başaramaz.

Bu durumda Esad’la attığımız köprüleri de yeniden kuramayacağımıza göre fazla çırpınmaya gerek yok. Buz dolabında duran bir Suriye, hiç olmazsa aleyhimize gelişmeleri indirgediğimiz bir Suriye politikası.

Maalesef, Suriye bir buçuk yıldan daha az olmayan bir süre daha Esad’la…

Kanaatimizce, Esad başka bahara kaldı. 29.02.2012

Posted by
Categories: Makaleler

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumlayan siz olun!
Yorum Yap