Başkanlık Sistemine Ne Dersiniz?

Çarşamba, Kasım 13th, 2013 @ 7:31PM

SEÇİME DOĞRU-2

BAŞKANLIK SİSTEMİ’NE NE DERSİNİZ?

Seçim sathına girerken dost sohbetlerinde ve konuşmalarımızda sürekli ve sık sık tarafımıza yöneltilen bir soru var:

“Başkanlık Sistemi” için siz ne düşünüyorsunuz?

Ne düşünülebilir?

Bunun hazır, şablon bir cevabı olabilir mi? Peşinen iyidir, kötüdür denebilir mi?

Bizde Parlamenter rejim uygulanıyor. Bu sistemi biz mi icad ettik? Biz mi geliştirdik? Hayır.

Parlamenter sistem Kıta Avrupa’sı demokrasisinin bir ürünüdür. İyi midir? İyidir!

Parlamenter sisteme göre Cumhurbaşkanının daha da güçlendiği sistem Fransızlar tarafından geliştirilmiş bir modeldir. Nasıl bulursunuz? Takdir ederiz, beğeniriz.

‘Kuvvetler Ayrılığı’ ilkesinin demokrasiler içinde geliştirerek Dünyaya sunan İngilizlerdir. İngiltere’nin kuvvetler ayrılığı prensibini beğeniyor muyuz? Evet, çok doğru buluyoruz.

Kuvvetler Ayrılığı ilkesini alıp kendine özgü şartlara uygulayarak Başkalık Sistemi adı altında bir modele dönüştüren ABD’dir. ABD’nin uygulamasını nasıl buluyoruz? Çok güzel buluyoruz.

Görüldüğü gibi tüm modeller kendi özgün şartlarında ve kendi özgün tarihsel maceralarıyla demokrasi’yi(temsil problemini) çözmüş, kuvvetler ayrılığı(siyasal erklerin dengelenmesi sorununa) çare bulmuş, sürdürülebilir toplumsal barış ve kalkınmanın ortamını(istikrarı) oluşturmuşlardır.

Özgün şartlar ve tarihsel tecrübelerin ürünü olan durumlar ‘kopyala yapıştır’ yöntemiyle yapılacaksa; bunu Başkanlık Sistemi için değil parlamenter rejimler için de reddederiz.

Fakat kendi özgün şartlarımıza uygun çözüm bulunacaksa Başkanlık Sistemi’nin de artıları vardır yararlanmakta fayda görürüz.

Başkanlık Sistemi’nin gereği olan hususlardan biri olan kuvvetler ayrılığının keskinleştirilmesi Türkiye için ilaç gibi gelecektir.

Yine Türkiye şartlarında ‘Temsilciler Meclisi’ ve ‘Senato’ uygulaması siyasal istikrarın şartı ve temsilin engeli olan seçim barajı problemini ortadan kaldırmakla ve Türkiye Milletvekilliği prensibini hayata geçirmekle yine artılar getirecektir.

İki partili demokrasiye geçiş ve kuvvetli bir icra da başkanlık sisteminin önemli avantajlarından olacaktır.

Fakat Başkanlık Sisteminde ABD’nin doğal şartlarının zorunlu sonucu olan eyaletleşme, bizim tarihsel birlikteliğimizi ve milli bünyemizdeki duyarlılıkları değerlendirecek olursak sorunlar sarmalına itilebilecek bir sosyal buhrana yol açabilir. Eyaletleşmeye bir tıkaç koyarak kendi şartlarımıza uygun hale getirirsek sorun kalmayacaktır.

En azından mevcut coğrafyamızı veri alan, eklemlenecek coğrafyalar için eyaleti düşünecek bir yapı daha sağlıklı ve ilerlemeye açık olabilir.

Başkanlık Sistemi felaketimiz de olabilir, geleceğimizi altın çağa da açabilir. Bu, kurgu ve uygulama becerimize bağlıdır. Beyinlerimizin kudretine, siyasetimizin kabiliyetine kalmış bir konudur.

Siyasetin tabusu olmaz. Hedefi ve ilkeleri olur. Hedefe giden vasıtayı ilkeli bir biçimde uygularsınız.

Cumhuriyetin kurulduğu dönemde kurucular ve başta Mustafa Kemal, parlamenter rejimin denenmiş ve sonuçları görülmüş olan alternatif olmasından dolayı bu rejimi tercih etmişlerdi. Yoksa, ABD’de yeni olan ve henüz sorunlar yaşayan sistemi almayı düşünmedilerse bu, onlar için tedbirlilik, akıllılıktı.

Bugünün akıl sahipleri de bugün daha iyiye evrilmeye yol aramalıdır elbette.

Yoksa parlamenter sistem de bir tabu değildir. Siyasal geleneğimizin birikimlerini de yok saymadan yeni bir sayfa açmak gerekiyorsa, Türkiye’ye göre kesilmiş bir kıyafeti giymekte ne mahsur olabilir?

Önemli olan başka bedenlere göre dikilmiş bir kıyafetin üzerimizde rezil durmamasıdır.   20.04.2011

Posted by
Categories: Makaleler

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumlayan siz olun!
Yorum Yap