Seine’de Akıyorum Ben – Şiir

Pazar, Kasım 10th, 2013 @ 5:08PM

SEİNE’DE AKIYORUM BEN

Osman ARSLAN

 

 

 

Atlas’tan baktım Paris, üstünde bulut pusu,

Seine’de akıyorum ben, Seine; kalbinden geçen su!

Yıkmıştım kalbini bil, vicdanımı duymasam,

Ve Azize Genevieve’nin hatırını saymasam!

Parıltınla gelmiştim koynuna ‘ışık şehir’,

Bir kolye taşı yaptı boynunda beni nehir.

Su tüccarı olunca tarihinin en dibi,

Sallandın da batmadın sen de gemiler gibi.

 

Şuh kadın kaderidir ne yaşadınsa, Paris,

Bir çirkine vermişler sende büyümüş kapris!

Soykırım, islamfobi… Derin beylerin nursuz,

Sokaklarınsa zarif, bir o kadar umursuz!

Sanki herkes uykusuz; hava pus, şehir sus pus,

Yorgun mudur dingin mi? Nedir bu ‘sessiz kâbus’?

Tarih artık bir dursa! Taşsız kaldı abaküs,

Bütün dünya burada, burası dünyaya küs!

Azı çoğa sayarlar; beni de say Parisien,

Bir sözüm var bu şehre: yine sevgiye dön sen!

Siz ‘üç prens’ birsiniz, bence kapışmayınız,

Tanırsınız beni siz, sânım sakallı yıldız!

 

Marx’ı, Hiram Ustası ve Tapınakçıları…

Mahzeninde göverdi bu ruh kaçakçıları.

Kül edip dünyayı sen, kül olup Paris’e dön!

Türk Akka’da kaderi terse dönen Napolyon!

 Rouen’de, yakılsa da ondokuzunda  Jan Dark

Altı asrı var yaşıyor bir Azize olarak!

Burada Aragon’un kazdığı aşk mezarı!

Ya Jules Verne? Burada mı karalamış onları?

Bastil’den mi çıkmıştı uyanan halklar yola,

Dreyfüs için kalkan itham parmağı: Zola!

‘Paris Sıkıntısı’nı sana anlatsın Beaudleaire,

Meriç’i dinlesen Seiene, neler duyarsın, neler!

Durkheime’ın pos bıyığı ve derin dudakları,

Rousseau’nun başlattığı, bir devrin şafakları,

Voltaire, Dumas, Comte, Beaudrillard ve Simon’lar

Tüm bu sancılı devir, bu huzursuz adamlar…

Hepsi senden mi çıkmış? Sen misin sebep Paris?

Boşa değilmiş meğer içimde dönen habis!

 

Kim koymuş üste bir taş, sanki taşa çevrilmiş,

Her köşede heykeller, yüz tarihe çevrilmiş.

Hakkını vermek gerek sanatla haşır neşir,

Kimliğini kuşanmış ‘varım’ diyor bu şehir!

Demirden bir estetik elinde göğe yüksel,

Metalden de sıcaklık üretiyor Tur Eyfel!

Dikilitaş nazlıdır, Zafer Anıtı mağrur,

Şanzelize modanın diline mühür vurur.

Taklitleri kendini abartan saray : Versay

Dolmabahçe yanında ister yok, ister var say!

İstanbul başka vakur, destur verecek şehir,

Fikri bol manası boş: Paris nefsine esir!

 

Eskilerin yalanına tutulmuş soluk beniz,

Fareli köy gemisinde tükendi soğuk deniz!

Manhattan’a diktiler, oldu güzel Fransız,   

Mısır’a yaptığımız meşaleli anıt kız!

Yirmisekiz Çelebi verdiğimiz ilk aşık,

Yürüdük asırlarca serabına dolaşık.

Çaldın ilhamımızı çekici efsununla,

Aldattın nesilleri cilveli oyununla.

Eskidi işlemiyor bildik numaran, bırak,

Maymun gözünü açtı, sen başka kapıya bak!

İşte göbeğindeyim belalım olan kentin,

Burdan aldığım tek şey: Sen de kendin ol, kendin!

Posted by
Categories: Şiirler

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumlayan siz olun!
Yorum Yap