Ortak Çizgide Buluşalım- 3 “Kürt Halkındanım, Türk Milletindenim, İslam Dinindenim”

Çarşamba, Kasım 13th, 2013 @ 10:43PM

Yazının üçüncü ve son bölümü, önermeler içeriyor, milli birlik ve beraberliğin sürebilmesi için…

ORTAK ÇİZGİ-3

ANAMIZIN DİLİ..?

Demokratik açılım süreci olarak yaşadığımız Kürt kardeşlerimizle ilgili sorunun da kültürel bütünleşme ile sonuçlanacağından kuşkumuz yoktur. Çünkü fotoğraf nettir: Dinimiz, tarihimiz, kaderimiz birdir. En büyük sorun dil konusunda yaşanmaktadır. Dil ise içerisinde neredeyse üçte bir Türkçe kelimeler barındıran ‘içiçeliği ve etkileşimi açık’ bir dildir. Kürtçe Türkçe’yle birlikte yaşayabilen bir dildir. Birlikte yaşama yeteneği zaten millet olmaya engel değildir. Sorun ‘ortak resmi dil’in ne olacağıdır. Bunu da tartışan bile yoktur. Türkçedir. Öyleyse milletimizin bölünme ve parçalanma tehdidi son derece uzak bir ihtimaldir. Sadece değişimin sıcaklığı, refleks olarak gelen reaksiyonlar ve bu tepkileri olumsuzluğa kaşıyan kışkırtmalar siyasal kaosa ihtimal vermektedir. Önemli olan siyasal istikrarı koruyarak bu süreci aşmaktır.

Bir sözümüz de çokça istismar edilen Kürt kardeşlerimize yönelik olacaktır. Örneğin ben Türkmen bir insanım. Annemin dilini, köyümdeki dili bugün çocuklarım anlamıyor. Peşkir, arısili, kaspalık, cibinlik, puvara… Neredeyse üçte bir dilimiz yok oluyor. Neye kurban veriyoruz? İstanbul Türkçesine… İsyan mı etmeliyim? İstanbul Türkçesine toros Türkmenlerinin dilini kurban edemezsiniz mi demeliyiz? Bu durum, daha fazla oranda olmak üzere kürt ana dili için söz konusu. Bugün Özbek dili, kazak dili dinlenilse Kürtçe gibi, bu Türkçe mi? Dersiniz. Kürt ana dili milli bağrımızda yaşamıştır, yaşayacaktır ve bir tehdit değildir.

VE RESMİ DİL KONUSU

İsviçre’de aynı dili konuşarak yüz kilometre gidemiyorsunuz. Ama ortak bir kaderi paylaşıyorlar. Burası İsviçre değil elbette. Böyle bir durum ülkeyi kan gölüne çevirir. Ama bir şeyi görmek gerekir: ortak resmi dil önemlidir; bu sağlam oldukça ana diller etnik kökenler sayısınca zaten olacaktır ve hiç sorun değildir, olmamıştır ve olmayacaktır.

Avrupa’da resmi dili öğrenmezseniz o ülke sizi sınır dışı eder. Türkçe bilmeyen kaç Çerkez, kürt, laz buna muhatap oldu ki bu ülkede?

Etnik kimlik de böyledir. Doğaldır. Allah’ın her birimizi farklı bir insan yaratması, her birimizi farklı bir aileden ve her birimizi farklı bir kabileden getirmesi itiraz edilemeyecek bir hayat gerçeğidir. Etnik kimliklerin varlığı, yaradılışın bir gerçeğidir. Bunu inkar etmek adeta insanlığın türeyiş ilkelerini inkar etmekle eş değerdir. Kürt, laz, roman, Çerkez bir realitedir. Sorun ‘asabiyet’te başlar. Yani bir sosyal kimlik olmaktan çıkıp da siyasal kimlik olma iddiası taşınırsa sorun başlar. Yani etnik aidiyet değil etnik milliyetçilik ifade edilirse kavga başlar. Çünkü milliyetçilik ‘millet olma’ iddiasıdır. Etnik kimliklikten çıkma ve ben ayrı bir milletim iddiasına taşınmaktır. İşte bu, bir bünyeden kolu, gövdeyi istemektir. Hiçbir bünye kolunu, bacağını teslim etmez. Savaşır. O zaman, ayrı bir milletsen, bu savaşı kazanacaksın; yoksa bu organ bir süre tedavi görür, hastalık gider ve bünyede kalır.

KÜRT HALKINDANIM, TÜRK MİLLETİNDENİM

Türkiye hükümetleri, Kürt etnik varlığının siyasallaşması, yani milliyetçiliğe taşınmasına neden olacak önemli yönetim hataları sergilemiştir. Özellikle yüzeli yılı rahat var olan büyük emperyalist devletlerin ajan provokatörlerinin ayrılığı tahrik ettiği bir gerçektir. Üstelik bir asimetrik terör savaşı ile de 30 yıl gibi bir süre Kürt halkı baskı ve zulüm altında, savaş şartlarındaymış gibi yaşamıştır. Fakat her şeye rağmen Kürt halkı millet yapısından kopmamıştır. Bunun binde birine uğrayan İngiltere bölündü. İspanya bölündü. İtalya bölündü. Dünyada bu denli organize ve çok yönlü, uzun süreli ve kapsamlı bölücü etkinliğe konu olan ama bölünmeyen tek ülke Türkiye ve tek millet Türk milletidir. Kopmayan tek halk da Türk milletine mensup Kürt halkıdır. Bu kardeşlik, bu bütünleşmişlik millet olmanın ta kendisidir. Örnektir. Bu nedene tüm Kürtleri ve tüm Türkleri alınlarından öpmek lazımdır. Kürt halkı ve aydınları da etnik milliyetçilik tavrını düzeltmelidirler. Bunun için şu tavra ihtiyaç vardır. Kürt aydın ve kanaat önderleri yüksek sesle şunu söylemelidir: Biz Kürt halkından, Türk milletinden ve İslam ümmetinden insanlık ailesinin onurlu üyeleriyiz.

Evet, “Kürt halkındanız, Türk Milletindeniz!” yeni slogan olmalıdır.

Aynı “Türk Milletindeniz, Azerbaycan halkındanız” der gibi. Türk Milletindeniz, Özbek Halkındanız” der gibi. Türk Milletindeniz Kırım-tatar halkındanız” der gibi… Bu, sorunları çözecek tılsımlı cümledir. O zaman “Ne mutlu Türküm diyene” sözü Kürtlere rahatsızlık vermez; “Kürdüm” sözü Türklere… Ortak doğru ve ortak çizgiye gelelim.

 Boşa zaman kaybetmeyelim. Kürtler bizim öz kardeşimizdir. Kopamayız. Pek çok Türk devleti var olduğu gibi, yarın güneyimizde bir Kürt devleti kurulsa bile, biz bölünmeyiz, Kürt Devleti de “Bir Millet İki Devlet” der, yola devam ederiz. Sadece çok acılar çekilir, bedeller verilir, yıllar kaybedilir… gelin kavgasız, doğru olan son noktaya gelelim. Kürtler Türkiye’yi bölmez, büyütür!

KÜRT HALKININ LİDERLİĞİ NELER YAPTI

Aynı, Kürt Halkının liderlerinin Kurtuluş Savaşı’nda yaptığı gibi. Lozan görüşmelerindeki Kürt aşiret reislerinin tutumu gibi.

Lozan Konferansında İngiliz Delegasyonu’nun Kürtlere bağımsızlık verilmesi fikrini ortaya atması üzerine, Umûm Kürt Amele ve Esnâf Cem‘iyyeti Re’isi Salih Kahyâ nâmına Erzurumlu İsa-zâde Ahmet, İstanbul’da Umûm Kürtler nâmına Lolan Aşîreti Re’isi ve sâbık Kürt Gençler Cem’iyeti Re’isi [Düzer]-zâde Dersimli Mehmet Sabri’nin tarihî mektubu Başbakanlık Osmanlı Arşivi, HR. İM, 60/3] sayılı olarak kayıtlıdır.

İngilizlere işte o zaman bu iki Kürt aşireti reisi fevkalade güzel bir cevap vermişti. Bugün bu cevabı başta Avrupa Birliği olmak üzere, ABD yöneticilerine, Türkiye’yi yöneten siyasilere, Türkiye’yi etnik parçalara ayırmak isteyen medya kuruluşlarına, kendisine aydın lakabı takan insanlara tek tek okutturmamız lazım. Bu mektubun tam metnini bu makalede bir kısmını en azından yayınlamak isterim:

“Bugünlerde (Lozan Konferansı görüşmelerinde) İngiltere Delegasyonu Reisi Lord Curzon’un Kürtlere bağımsızlık verilmesi fikrini ortaya atarak, Kürtlerin hamisi tavrını takınmasını hayret ve şaşkınlıkla karşıladık.

Kürtlerin tarihi geçmişi: Biz Kürtler, Turan neslinden bir kavimiz. Milli an’anelerimiz ve özelliklerimizden (yiğitlik, kahramanlık vb.) dolayı Türkler bize “yiğit ve cesur ” manasına gelen Kürt ismini vermişlerdir. Kürt adıyla anılan ve büyük hizmetleri geçen kahramanların isimlerinin yaşaması amacıyla Deminan, Hayderan, Kureyşan ve Lolan gibi isimler kabile ve aşiretlere verilmiştir. Bu aşiretler, bugün anavatanın Doğu Türkleri’ni oluşturmaktadırlar”

Bakın tarihî mektupta Avrupalılara karşı çok net ve açık ifadeler var:

“Biz Kürtler, Avrupa ve İngiliz diplomatlarının parlak vaatlerinin altında kendi menfaatlerinin olduğunu biliyoruz. Ve bundan dolayı kendi direniş kuvvetlerimizi oluşturduk. 1917 yılında İngiltere Delegasyonu Reisi Lord Curzon gibi bağımsızlık vaatlerinde bulunan Ruslara biz Kürtler:”Biz Türküz, bizi anavatandan hiçbir kuvvet ayıramaz. Bizim rahata kavuşmamız sizin hemen bu topraklardan çekilmenizle olacaktır.”


GÜVENİYORUZ

Kürt Halkı nihayette dedelerine yakışanı yapacaktır! Onlara güveniyoruz.

Bunun için her birimiz üzerimize düşeni yapacağız. Türkiye bir etnik kavga tuzağına düşmeyecek, yaşadığımız zor günler de aşılacaktır.

Fakat önce PKK provakatörlerinin sokaklarda yaptığı şiddet dolu eylemlere; hep birlikte Kürt halkı dur demelidir. Kürdün kürdü durdurması iç savaş doğurmaz. Kürt aksakalları, sivil toplum ve kanaat önderleri bu amaçla eyleme geçmelidir.

Türkiye, milli birlik ve üniter yapıyı, insan hak ve özgürlüklerini koruyan yeni ve kısa bir Anayasa ile hızla rahatlatılmalıdır.

Kürt ve Türk birlikteliğinin kardeşlik örneği tutumlar sergilenerek perçinlenmelidir.

Düşman tuzaklarını bozacak ve Kürt Halkını, Türk Milletini bölerek küçültecek değil, eklemlenerek büyütecek öz bedenimizden, öz ruhumuzdan bir parça olduğunu gösterecek sağduyu ve sabır potansiyeli bu ülkede fazlasıyla mevcuttur.

Yeter ki doğru yere, doğru hitap edelim.

Posted by
Categories: Makaleler

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumlayan siz olun!
Yorum Yap