Ne ABD Zulmü Ne Bin Ladin Şerri !.. Türkiye’nin geleceği!..

Çarşamba, Kasım 13th, 2013 @ 7:09PM

NE ABD ZULMÜ NE BİN LADİN ŞERRİ!… TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ!

İslamabad’a yakın bir noktada Usame Bin Ladin öldürüldü. ABD Başkanı Obama’nın açıklamalarına dünyadan destek yağıyor.

Sayın Cumhurbaşkanımız da ‘memnuniyet’ini belirtti. Ennihayet bir ‘terörist’ öldürülmüştü. Memnun olmak lazımdı!

Evet, biz de ‘terör’ün her türlüsüne karşıyız. ‘Şiddet’i bir yöntem gören her anlayışa kapalıyız. Nitekim, Bin Ladin ve Hizbullah gibi yapılanmalara karşı son derece tavırlı ve doktriner bir karşı koyuş sergilemiş olduğumuz ortadadır.

Fakat Bin Ladin’in öldürülmesi konusunda farklı düşünüyoruz. Bu konu ak ve kara netliğinde değildir.

Biz ‘memnuniyetle’ karşılamıyoruz.

Bin Ladin ikiz kuleleri vurmuş, masum insanları öldürmüştü. Yanlışın ve günahın büyüğüdür, kabul ediyoruz.

LADİN’DEN RAHATSIZDIK ABD’YE DAYANAMIYORUZ

Fakat ABD’nin Afganistan’da, Irak’ta, Pakistan’da, Vietnam’da, Güney Afrika’da yaptığı daha aşağılık ve çirkindi! Oralarda ne işi vardı?  Oralarda siviller üzerine yağdırılan bombalar, füzeler, mermiler meşru mudur? Haklı mıdır? Bütün üçüncü dünyanın ve Müslümanların kanı ABD’ye helal, ABD hedeflerine saldırmak Usame’lere yassak, günah!

İşgal mubah, işgale direniş gayrı meşru!

Hayır, sadece Filistin’de yapılanlar bile hukuk diliyle meşru müdafaa için, dini terminle cihat için yeterli bir gerekçedir. Masumlara yönelmeden verilen işgalci zalimlere karşı yürütülen mücadeleye bu ‘canı yanmış’ ve mazlumların hakkı vardı.

Usame Bin Ladin öldü. ABD rahatladı. Iraklı müslümanı, Afganistanlı müslümanı ne rahatlatacak?!

Her türlü zulüm ve işkence, haksız işgal ve masumlara saldırıya lanet olsun! Fakat tepkiyi verenden önce bu tepkiyi doğuranlara da lanet olsun.

Biz, ABD ve şerikleri işgal ettikleri son toprağı da terk etmeden ‘memnun’ olmayacağız!

Biz Ladin’den rahatsızdık. Fakat Irak’taki işgale dayanamıyoruz!..

Ladin’in tüm öldürdüklerini toplasak on bin etmez. Sadece Irak’ta bir buçuk milyon insanın kanına giren ABD’dir. Hepsi de masumdu.

ZALİMLERİN ARASINDA YER ARAMIYORUZ

Şeytanın adımlarını takip eden, küresel illüzyona kapılmış hipnozlu dünyamızdaki insanlığın akıl tutulmasına bir hakikat çarpması şart. Yürekleri donmuş insanlığın bu utanç fotoğrafında sırıtan bir yüz olmayacağız. Suratımız asık. Galip zalimlerin arasında yer istemiyoruz. Yüzümüze vurulan mağlubiyetimizi Bin Ladin öldürülünce ‘onur’ sayacak değiliz.

Ne Amerika’nın zulmü, ne Bin Ladin’in şerri! Biz böyle bir dünya istiyoruz.

ABD STRATEJİSİ ÜZERİMİZE DOĞRU YÜRÜYOR

ABD’nin ise sadece stratejik davrandığına inanıyoruz.

Bütün İslam coğrafyasında başlattığı ayaklanmaların arasında Bin Ladin’i öldürerek eski rejimlerin mağlubiyetleri ile sağladığı karışıklık ve kan dökme yoluyla dönüşüm başarısını bir küresel psikolojik zaferle taçlandırmıştır! Bu bir.

Yeni İslam coğrafyası ise daha yumşak rejimlerle, demokratik deneyimlerin yolculuğuna çıkarken hâlâ Müslümanlara terörist derse, aynen Türkiye’de yaşandığı gibi ABD haksız ve anlamsız kalacaktı. ‘Terörist başı’nı öldürerek bu sürece de son vermiş oldu. Yani Yeni Dünya Düzeni kurgusunda bu ‘aktör’üne gerek yoktu. Bu iki.

Bütün bu diktatörler, krallar ve şeyhler nasıl ki kendi ürünüydü Bin Ladin de kendi beslemesi, üretimiydi. Bunu kabul etmeyen yoktur. Şimdi de diktatörlere ve teröristlere gerek olmayan yeni dönemin aktörlerini hazırladı ve piyasaya sürüyor. Tunus, Libya liderine yapılanla El kaide liderine yapılan arasında bir fark yoktur. Bu üç.

‘KULLAN AT’ MODELLERDEN BİRİSİ OLMAYALIM

Türkiye’yi model yaptı, özendirdi, kitlelerin gözünde örnek yaptı ve bu ‘hayalleri’ için insanları kışkırtarak ayaklandırdı. Rejimleri devirdi. Halk ayaklanmaları için model şarttır. Aynen İran’ı model alıp Türkiye’de ‘şeriatçılık’ oynayan behlüller gibi… Aynı Rusya’daki rejimi model alıp Türkiye’de ihtilale kalkışan bahtsızlar gibi… Bu dönemde, İsrail’e de haddini bildiren Türkiye model alındı ve Arap dünyası gençliği sokaklara döküldü. Şimdi onlar ‘vatan kurtaran kahramanlar’ oldular. Bu dört.

Her model ‘form’ olarak işini görünce ‘deforme’ edilir. Bu dönemin modeli Türkiyedir. Demokratik dönüşümlerden sonra halkların Türkiye yönelimi Türkiye’yi de gerçek bir lidere dönüştürecektir. İşte özdeşim kurularak değişimi hızlandırmaya yarayan Türkiye’nin gerçek bir lidere dönüşmesini engellemek için Türkiye üzerinde oynanma zamanı gelmiştir. Bunu da öngörümüz olarak önümüzdeki beş yılın içine bırakıyoruz. Bu beş.

YAZIK Kİ SÖKE SÖKE ALDILAR

Türkiye üzerinde nasıl oynanacağı da bellidir. Üzücüdür; YSK kararları sonrasında İstanbul, İzmir, Güney doğu illeri karışmıştı. Örgütler kontrol edilemiyor, ayaklanma provaları gibi gövde gösterileri geliyordu. Bankalar, PTT’ler, ilçe teşkilatları yakılıyordu. YSK kitlelerin istediğini verdi, hukuk teslim oldu ve sokaklar duruldu. Polisi tokatlayan, askeri kurşunlayan, imralıya selam duranları listelerine istediler ve aldılar. Demek ki istediğini alacak güce erişmiştir PKK-KCK ve BDP. ABD’nin içimizdeki bu beslemeleri yarın ‘eyalet’i de söke söke alırlar! Bu altı.

BDP’liler tv’lerde konuşuyor. Karşılarında çıkıp konuşabilen bir ‘birlik’ ve ‘beraberlik’ sesi yok. Bu ülkenin ‘milli takım’ı nerede? Oy kaygısı siyasileri tutuklamış durumda. Adeta bütün kanallardan tek taraflı ‘beyin yıkanıyor.’ Bir konuşacak yok mu? Bu kadar mı acziyet içinde ve fikri ve psikolojik mağlubiyet vardır bu ülkede? Bu durum, perşembenin gelişini söyleyen çarşambadır. Bu yedi.

HER ŞEY GERİLİMLİ GELECEĞE HİZMET ETMESİN

Bu arada bir parti olmaktan çıkmış, fikir kulübü bile olamayacak acizlik kertelerinde sürünen MHP’yi bu rehavete düşüren rezaletler sergileniyor. Şimdilik kelle alındı, bedel ödendi ve fevri düzeyde kaldı. Fakat bu rezaletin arkasından gelecek yeni kasetler dizisi MHP’yi tamamen çürümüş ve iğrenç gösterebilir. Ve milli-manevi değerlere önem veren tabanını MHP’den biraz daha kopartarak baraja atıp boğabilir. İşte zayıf da olsa meclise girememiş MHP’nin temsil ettiği duruş, Anayasa yapılırken mecliste temsil edilmez de yeni anayasaya BDP etkinliğinin gölgesi düşerse bu, geleceğimize daha büyük gerginlikler ve meşruiyet tartışmaları olarak yansır. Bu sekiz.

Fakat en kritik dönemeçlerde, milletin tahmin edilemeyen basiretli ve vakur duruşunun ortaya çıkarttığı tablolar dar zamanlarda kaos kokusu verse de her zaman büyük iyileşmelerin yeni zeminini hazırlamıştır. Ak parti’nin açık ara alacağı gözüken bu seçimlerin şimdiden önemli bir milada gebelik yapacak bir devre olacağı aşikardır. Bu dokuz.

BU BİR!..

Milletimizin bölünme ihtimali demek olan eyaletleşmeyi büyümenin ivmesi yapacak kabiliyetini göstereceği dar zamanın kaosu; Osmanlı öncesi Beylikler Dönemi, Cumhuriyet öncesi Sevr şartlarının bir benzeri, çağımıza özgü farklılığı ile üzerimize gelirken milletin irfan ve hikmet dolu basiretiyle parlayacak yeni geleceğimizi selamlıyoruz. Bu on değil.

Bu bir…

03.05.2011

Posted by
Categories: Makaleler

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumlayan siz olun!
Yorum Yap