KÖR TIPAYI AÇMAK İÇİN

Pazartesi, Mayıs 20th, 2013 @ 7:41PM

KÖR TIPAYI AÇMAK İÇİN

 

 

 

 

Ülkemiz için trajik, Hatay’ımız için travmatik, bölgemiz için kritik bir olay yaşadık. Reyhanlı halkının ve Milletimizin başı sağ olsun.

Reyhanlı’daki patlamalar Türkiye’nin sadece derin bir savaşa değil,  nasıl vicdansız bir iç savaşa çekilmek istendiğini anlatan bir çığlık gibidir. Dicle vilayetlerini, kentlerdeki kontrol gücü ellerine geçince ‘barış’ çağrısı yaparak –gerçekte- düşürdüler, şimdi sıra Fırat vilayetlerimizde tezini ileri sürdüğümüz; “Dicle’nin Barışı, Fırat’ın Savaşı” makalemizde anlatmaya çalıştığımız işte bu tehlikeydi: Artık Fırat’ın Savaşı başladı.

Türkiye bu olayı sineye çekecektir. Neden mi?

BİLMEZDEN GELME POLİTİKASI

El Muhaberat, yani  Esed, sınırımızdan içeriye top attı, biraz kızdık yerimize oturduk.

Rusya, Esed’in elini kullanarak Akdeniz’e uçağımızı düşürmüştü, yuttuk. Faili bulamamış, anlamamış gibi yaptık.

İran, Cilvegözü patlamasını Esed’in kıyafetiyle yaptı, görmezden geldik.

Pekiyi, Reyhanlı’daki patlamayı kim yapmış olabilir?

MEÇHUL MEŞHURLAR SAHNEDE

 Tabii ki maske yine ‘El Muhaberat’a aittir. Fakat tetikçilerle değil perdenin arkasındakilerle ilgilenmeliyiz.

Zamanlamaya bakarsanız Rusya işin içindedir. Rusya, ABD’ye gidip bölgeyi görüşecek olan Başbakanımıza ve Beyaz saray’a ‘bensiz hesap yapmayın, payımı verin, yoksaa…’ demiş oluyor. Zaten yaptığı açıklamada da bunu ima ediyordu.

Bombaların patlatılma biçimindeki imzaya bakarsanız; yıllardır Pakistan, Irak, Lübnan bölgelerinde gerçekleşen ‘İran tarzı’ bombalamalardır yaşananlar. İran oradadır. Ve elbette Suriye işin içindedir…

MİHRAÇ SAHNEYE ÇIKTI

Fakat çözüm sürecinin daha ilk adımında Paris’te yaşanan cinayetleri hatırlayalım. Bu cinayetleri düzenleyen tetikçiler bulundu. Şimdi bomba patlıyor ve arkasından Fransa’dan gelen birisi; Türkiye düşmanı olarak Acilciler örgütünü kurmuş birisi çıktı: Mihraç Uluç.

Mihraç, Hafız Esed tarafından yetiştirilmiştir ve DHKP-C’nin alt kolu Acilciler örgütünün lideridir. DHKP-C, PKK gibi dağlarda değil, şehirde eylem planlayan bir örgüttür. İç savaş için hazırlanmış bir alettir.  Mihraç’ın kendisi de Hatay doğumludur! Geçmişte Türkiye aleyhinde kullanılmış, Bursa’da yaşamış birisidir. Türkiye-Suriye arası ilişkilerde düzelmeler olduğunda Fransa’ya gönderilmişti. Şimdi yeniden döndü ve Lazkiye’de kampını kurdu. El Muhaberat’tan destek alarak çalışmalarını ilerletti. Verilen görevi yerine getirdi, bombanın pimini çekti. Hatay’ın Öcalan’ı, sahaya döndü. Ya da ‘döndürüldü!’

REYHANLI’DA HEPSİ BİR ARADA

Yani, olayın arkasında Fransa’nın da izleri okunuyor.

Çözüm sürecine karşı yürütülen çalışmaların arkasında sık sıkAlman istihbaratı da çıkıyor. Almanya da ‘çözüm süreci’ne karşı direniyor.

Demek ki ‘Avrupa’ PKK’nın çekilmesi sürecine karşıdır.

Türkiye ise sadece ABD ile birlikte ‘çözüm süreci’ istiyor. 

İran, Rusya, Avrupa birlikte ABD karşısına dikilmişler; Suriye ve Türkiye üzerinden hesaplaşarak yeniden yapılanmada bölgedeki paylarını istiyorlar.

Reyhanlı bombalamalarının mesajı budur. Aynı zamanda bu tablo Fırat’ın savaşının ne kadar amansız geçeceğinin de göstergesidir.

Diğer olayların her biri ayrı ayrı bir ülkenin işi ikenReyhanlı’nın arkasında bir ittifak vardır. Hepsi bir aradadır. Aynı PKK’da olduğu gibi.

 Bu unsurların tek tek arkasında olduğu eylemlere susmuş Türkiye hepsi bir arada iken mi kükreyecek? Elbette hayır.

O nedenle sineye çekeceğiz.

ABD’NİN İŞİNE BAK!

Pekiyi çözüm isteyen ABD nasıl bir yol izliyor? Ne kadar yanımızdadır, ne kadar samimidir?

TSK “henüz çekilme yok” diyor. Ama yine de biz PKK çekiliyor kabul edelim. Kandilin arkasına, Kuzey Irak’a çekilecek PKK’ya Barzani “kabul etmiyorum!” diyor. Bu normal midir? Bu nasıl Kürt kardeşliğidir demez misiniz? Bu durumda nereye gidecek PKK unsurları? Mecburen Kuzey Suriye’ye değil mi! Yani PYD bölgesine! Yani Türkiye’nin başına belayı büyütmeye. Acaba Barzani ile görüşmeden mi PKK’yla çekilme anlaşması yapıldı? Ya da sürece destek veren ABD’nin Barzani’ye gücü yetmiyor, sözü geçmiyor mu(!).

Yoksa ABD Kuzey Suriye Kürt Devleti için bir yönlendirme mi yapıyor, çözüm sürecini kullanarak? Bizim rızamızla, bir tane zayiat vermeden, çatışmasız şekilde Kuzey Suriye’ye terörist yığınağını ‘çözüm süreci’ adı altında yaptırıyor değil mi bu durumda?

Çekiç güç adı altında yıllarca doğu ve güneydoğumuzda PKK’nın beşiğini sallayarak büyüten siyasetinden ne farkı var bu ‘çözüm süreci’ndeki ABD tavrının?

YENİ İMTİHANIMIZ

Türkiye, PYD karşısında rest çekmişti: “PYD’nin Kuzey Suriye’de kentleri kontrol etmesine izin vermeyiz” diye. Şu anda Kuzey Suriye, petrol kaynakları ile birlikte yüzde yetmiş oranda PYD’nin elinde.

Yine Türkiye 100 bini bulursa mülteci sayısı müdahale ederiz demişti. 300 bini aştı. Bir de bombalar patlamaya başladı.

Cadı kazanı, Suriye sınırımızdaki kentlere kurulmuştur. Bilhassa da Hatay’a. Yeni imtihanımız burada başlıyor.  Artık işimiz daha da zordur. Çünkü etnikçilik illeti bir kez uyandırılmıştır. Pandora’nın kutusu açılmıştır.

Milliyetçilik kötü ise, etnik milliyetçilik daha kötü olmalı değil midir? Makro milliyetçilik makuliyetten taşsa da hiç olmazsa bir arada tutmayı zorluyordu. Mikro milliyetçilik darmadağın ediyor. Milliyetçiliğe savaş açılıyorsa etnik milliyetçiliğe cadı avı yapılmalı değil midir? Makro milliyetçilik günah, mikro milliyetçilik niçin mübah olsun? Söylemde değilse de fiilen durum böyle gidiyor.

ERMENİSTAN’IN IŞIKLARINI YAKTILAR

Nitekim, PKK tarafından düzmece kaçırılmayla dikkatler üzerinde toplanarak ‘lider’lik misyonu önüne açılan Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün şimdi yüklenen vazifesini ifaya başladı: ‘(Tuncelili)Alevilerin ayrı bir ulus olduğunu’ ilan etti. Zaten ondan bir on beş gün önce de canlı yayında Ermeni patriği Tunceli nüfusunun Ermeni olduğunu açıklamıştı. Yıllar önce Halaçoğlu da TTK başkanı olarak bunu ilan etmişti zaten.

Şimdi son iki yıldır BDP milletvekillerinin Doğu illerinde Ermeni anıtları dikelim çağrıları karşılıksız kalmayacaktır. PKK medyasının Ermenistan meselesini sürekli kaşıması boşa değildir. Yurt dışından PKK’ya demokrat Kürt muhalefeti çıkarmak için getirdiğimiz Kemal Burkay bile 1915’le yüzleşmek ve özür dilemekten bahsediyor.

İddia ediyoruz; bu ağızlara bu vakit ayarlaması ile bu fikri söyleten, suflörlük yapan odaklarca, Esed’in kuracağı Nusayri Devletiyle oluşturacakları bağın alt yapısı bugünden hazırlanıyor!

Kuzey Suriye Ermeni nüfusu da 2015’te ters göçü gündeme getirirse şaşırmayalım!

Böylece Ermenistan davası da gayet temelli ve mevzi almış biçimde yeniden hortlatılmaktadır. 2015 bizim için netameli geçecektir. Devletimizin sağlam bir hazırlık yapması gerekmektedir. Eskiden dışarıdan ses yükselse de içimizde büyük dert yoktu. Artık Kürtçü davalarının zafer sarhoşu ellerin taşıdığı içimizde bayraktarları ve zemini olan bir dava haline gelmiştir Ermeni Meselesi; başımızı ağrıtır.

ALTYAPISIZ SİYASET, DOĞRU OLSA NEREYE VARIR?

 Sayın Başbakan çözüm süreci için düğmeye bastığında büyük bir risk aldı. Bu, üstelik başarısız olan önceki ‘barış süreci’ne rağmen tek kelimeyle ‘cesaret’tir. Bu süreç O’nu ya ikinci Atatürk yapacak ya da büyük ihanetle suçlanacak.

Fakat şu gerçektir ki  altyapısı olmayan siyasetler doğru da olsa hedeflerine varamazlar. Siyasetlerinin altyapısı hazır olmayan, ama doğru hedeflere yönelmiş Türkiye’nin yaşadığı buhranlardır bunlar. CIA’nın, KGB’nin,MI8’in yüz yıl önce girdiği yerlerde on yıllık mazisi yok siyasetimizin. Niyetiniz halis de olsa ne yapabilirsiniz?

Başbakan’ın ileride ne olarak anılacağı bir yana, kaybetmek şahsen O’nun kaybetmesi değildir; Türkiye’nin kaybetmesi de değildir, artık ‘Türkiye’yi kaybetmek’ demektir. İş bu kadar ciddi eşiktedir kanaatimizce.

TÜRKİYE’NİN KAZANARAK ÇIKMASI İÇİN…

Bizler, zaten girilmiş, artık dönülmesi muhal bu yola karşı çıkan nafile mücadelelerle meşgul olmaktansa; sürecin Türkiye’nin güçlenerek çıkmasına, başarılı olmasını sağlayacak sonuçlara ulaşmasına yardım etmeliyiz. Eğer iş çıkmaza saparsa zaten o zaman herkes üzerine düşeni yapacaktır.

 Bu milli bir davadır, partilerin ve şahısların üstündedir. Bir siyasi liderin tercihi ve kanaatinin ötesindedir.

Kanaatimizce alınabilecek bazı önlemler vardır;

1-Irak’ın Kuzeyinin uçuşa kapatılmasından sonraki gelişmeleri görmüş bir Türkiye olarak; Esed’e aktif hava teyakkuzu oluşturalım; ama Kuzey Suriye’yi uçuşa kapatmak isteyen ABD’ye karşı tavır alalım. Çünkü Kara kontrolü elinde olan PYD hava tehdidi engellenirse tamamen rahat ederek bölgeyi tam anlamıyla kontrol altına alacaktır.

 2- Sınırdaki mültecileri; ya güvenli bölge oluşturup Kuzey Suriye’ye, ya da sınırlarımızın içine daha güvenli bölgelere çekmeliyiz.

3- Milli İstihbarat ile Emniyet istihbarat arasındaki koordinasyon eksikliğinin hızla giderilmesi şarttır.

4- Mevcut dengeler içinde merkezi otoritenin tasfiye olacağı yerel yönetimler(valilerin de seçimle geleceği şeklindeki) reformu ertelenmeli ya da revize edilmelidir.

5- Hazar Petrollerini Kürt Zengezur koridoru oluşturarak Akdeniz’e açmak istedikleri yolun ucundaki ‘kör tıpa’ olan İskenderun Limanını almak için burayı barındıran Hatay’ı karıştırmak isteyenlere karşı en tecrübeli yönetici, memur ve istihbarat elemanları ile Hatay’ı hızla takviye etmeliyiz.

6-Etnikçiliğin yeni Ermenistan oyununa başlayan eskinin bölücü azınlık bakiyesi şer odaklarına karşı; şimdiden ciddi bir karşı enformasyon atılımı başlatılmalıdır. Tunceli için özel bir kaynaştırma projesi ile; kendilerini Türkiye’nin parçası sayan Tunceli Alevilerinin seslerini çıkartmalarına imkan oluşturulmalıdır.

Tarih milletimizi Kürdüyle Türküyle, Alevisi  Sünnisiyle yeniden bir sabır ve büyüklük sınavına doğru sürüklüyor.

Bu sınavı milletçe veririz vermeye, ancak; sınav günü soruların ağır gelmemesi için şimdi iyi çalışmak zorundayız.

Allah milletimizi korusun.

Posted by
Categories: Makaleler

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumlayan siz olun!
Yorum Yap