İsviçre İzlenimleri-4 Sürpriz: Ermeniler ve Türkler

Perşembe, Kasım 14th, 2013 @ 1:05AM

ERMENİ CEMAATİ SÜRPRİZİ

Ermeni toplumu İsviçre’de Türklerden az değilmiş. Özellikle Kreuzlingen’de bir mahalle halindelermiş. Burada Türkler de varlar. Burası, yani İsviçre Ermeni sorununun en ağır biçimde yaşandığı yerdir, bilindiği gibi. Burada Perinçek ve Halaçoğlu’nun Ermeni Soykırımı ile ilgili yaşadıkları mağduriyet bilinir. Nitekim, konferanslarımızda Ermeni Meselesine değinmememiz için resmi makamlarca uyarılmışızdır. İki ülke arasında gerginlik çıkmasın! Fakat hal böyle değil! Gariptir, Türk yöneticilerin de bu konuda dünyadan haberleri yok.

Ermeni cemaat Türk İşçiler Birliği’nin müdavimleri imiş. Üstelik Türkler 1960’lı yıllarda İsviçre’ye gelmişler. Daha önce gelen Ermeniler Türk İşçiler Birliği’ni kurmuşlar. Ermeni değil Türk adı ile kuranlar arasında çoğunluk Ermeni imiş. Hepsi Türkçe konuşuyorlar. Çocukları da Türkçe konuşuyor. Soykırım hiç gündeme gelmiyor ve son derece sıcak komşuluk ilişkileri sürüyor. Erivan’ı hiç tutmuyor ve sevmiyorlar. Yatırımlarını İstanbul’a yapıyorlar. Onlar, Türklerin Vahan Amcası, Vartanyan Dayısı olmuşlar. Türklerle Ermeniler birlikte iskambil oynuyorlar. Kızınca küfürlerini bile Türkçe yapıyorlarmış. Türklerden ayırt edemezsiniz. Camiye gelenler varmış. Üstelik dini bayramlarda eline bir tatlı alan sabahtan, bayram namazından sonra Türklere bayramlaşmaya geliyorlarmış. Bayramlaşmalarda çok duygulu sahneler olduğu anlatılıyor. Ermeni toplumu Türk toplumunun en yakın grubu imiş. Okuyanları bilemem, ama bu tablo beni çok duygulandırdı. Etkilendim. Hrant davasının da cevabı burada, dedim. Bu potansiyeli mesaja dönüştürebilecek liderlik çok sorunu çözebilir! Hiçbir şey örülen korku duvarlarının ardından gösterildiği gibi değil.

KOSTANZ BULUŞMASI

Öte yandan Hüseyin Samsunlu, Kostanz kentinde, Almanya içine düşen bir otelde akşam yemeğinde Türk toplumu temsilcileri ile bizleri bir araya getirdi. Hoş sohbetler Türk usulü yemekler ve içecekler ortamı iyice ısıtmıştı.

Burada çeşitli kesimler hakkında olumsuz yargılar havada uçuşuyordu. Adeta herkes yanlış ve herkes kötü niyetli idi. Dostlarımıza bu konuda yeni bir teklif ve yaklaşım önerdim. Şöyle bir yaklaşımdı bu:

“Burada çeşitli kesimleriyle Türk toplumu yaşıyor. Bizler haini çok bir toplumuz. Birbirimiz hain görürüz.

En büyük hain Nazım Hikmet’tir değil mi? İadei itibarı oluyor bugünlerde. Ama Kurtuluş Savaşı destanı’nı ondan mükemmel yazan mı var? Biz hala onu okuyoruz!

Mehmet Akif? Birilerine göre hain ve cumhuriyet düşmanı, gerici. Oysa Akif İstiklal Marşı şairi ve Mısır’da Gavur Akif denecek kadar cumhuriyeti savunmuş.

Atatürk düşmanlığının dini kesimdeki silahşörü Necip Fazıl’dır. Fakat Atatürk öldüğünde Ata’ya yazılan hitap ve ithafların en etkileyicisi ona aittir.

Said Nursi haindir, oysa Said Nursi Doğu cephesi’nde Mustafa Kemal’in askeridir, birlik komutanıdır. Bize birileri siperler kazmış, içine de sokmuş, karşılıklı hainlere sıkıyoruz. Gerçekte kendi geleceğimizi mahvediyoruz.

Mustafa Kemal Kurtuluş savaşını bu hainlerle kazandı. Şimdi de bu hainleri birleştirirsek Türkiye dev olacak. Bu hainleri buluşturamazsak nakavt olacak. Bütün hainler birleşiniz! Bütün hainler siperlerinizden çıkınız! Ve kucaklaşınız.

Komünist mi, haindir! Nurcu mu, haindir! Ülkücüler de bir başkasının hainidir! Arkadaşlar kim kaldı hain olmayan? Hepimiz hainiz! Bütün hainleri atsak gemimiz kaptansız kalacak.

Hain dediğimiz devrimciler, Amerikan 6. filosu geldiğinde karşısına dikilmemiş miydi? Şimdi onlar ulusalcılar. Bağımsızlık için her şey yapacak durumdalar. Nurcu dediğimiz insanlar Dünya’nın her tarafında Türk bayrağı altında İstiklal marşı okutup Türkçe olimpiyatları düzenliyorlar. Göğsümüz kabarmıyor mu? Ülkücüler haindir birilerine göre, PKK’nın baş belası onlar değil mi? Neyi paylaşamıyoruz?

Herkes kendi kimliğini, flamasını koruyabilir. Fakat herkes Türk bayrağının altında ve 2023’ün süper Türkiye’si için çalışabilir de. Bu kendi ekmeğimiz için çalışmak kadar kutsal bir iş olacaktır.

Bomba patlayınca devrimci, nurcu, Atatürkçü, ülkücü ayırmıyor. Herkesi vuruyor. Kurşun adres sormuyor. Batan gemide hepimiz varız. Akıllarımızı başımıza alalım. Yeni Çanakkale Zaferleri için milletçe tek yumruk olma zamanıdır. Kardeşlik be hedefte birliktelik zamanıdır.

İsviçre’de bu modeli toplantılarımızda gördük. Şimdi gençlerimize aşılayalım. Bir Web sitesi ile yayına başlayalım. Kültür birliğine doğru adım atalım.”

Bu yaklaşım katılımcılar tarafından da beğeni ve kabul gördü.

Bu özel insanların öncülüğünü yaptığı 10 gün süren çalışmalarımız yeni bir çalışma modelinin Avrupa’daki Türkler arasında başlayacağının da habercisi oldu.

İlk çalışmaların sonuçları son derece güzeldi.

Bu arada, programlarımıza katılan hanımların ve gençlerin sayısı da az değildi. Gençler arasında üniversite okuma oranının çok düşüklüğü ilginçti. Yüzde 3 kadar üniversite okuyor. Lise yılları bir meslek edindirme süreci olarak geçiyor. İki yıl teorik eğitim ve iki yıl da stajdan sonra gençler mesleğe atılıyorlar.

İnci, Elif, Arap Ali, Sami ve Kerem hatırladığımız en parlak gençler…

Bayanlar her yerde olduğu gibi burada da yükün büyüğünü çeken anneler. St. Gallen’de tanıdığımız Dernek Başkanının eşi Jülide Hanım’ın bu onurlu çabayı gösteren annelerden birisiydi. Yine Yeni ailesinin annesi Gönül Hanım ve sabahın beşinden itibaren akşamın 8’ine dek çalışan Cemile Hanım… Reyhan Hanım, üç çocuğu ile eşini mutlu bir geleceğe nasıl taşırım kaygısında. Kendisini tüketme pahasına… Ve bir Türk Hanım’ının hayat karşısında dik durma mücadelesinin timsali… Oğlu ile vermeye çabaladığı umut ve kaygılar arasında süren İsviçre’de Türk olmanın sınavını yaşayan Gülay Asil… Sevgi dolu, umut dolu hayatları… Dokunamayacağınız kadar uzakta, hissedebileceğiniz kadar içinizde… Saygıdeğer bir var oluş mücadelesi… 

Gözümüzde parlayan kırmızı beyaz güller…

Onlar Türkiye’nin nabzı…

Türkiye onların kalbi…

Burada ne olursa orada hissediliyor.

Burada ne olursa Türkiye fark ediyor.

Kim bilir, Türkiye, belki de geleceğini kurtaracak özgün ve taze umutlarını oralarda büyütüyor…

Posted by
Categories: Makaleler

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumlayan siz olun!
Yorum Yap