HOŞGELDİNİZ

Merhaba.

Bu sayfalarda birlikte olmaktan son derece mutluyum. Hoş geldiniz.

Hayat yolundayız. Her birimiz ayrı bir mecradan, farklı bir maceradan geliyoruz.  Bu yolda tuttuğumuz eller oldu, tutunduğumuz eller oldu.

Paylaştıklarımız oldu. Sevdalarımız, kaygılarımız, kavgalarımız oldu. Hepimiz insanız, umutlar ve kaygılar arasında yürüdük hayat yolunu…

Hayatın bütün rasgele görüntüsüne rağmen: bu Dünya sahnesinde her birimiz ‘kendi hayat romanının kahramanı’yız. Başroldeyiz hepimiz. Bu dünyadaki ‘yaşam oyunu’nu ya sahici bir şekilde, ‘Oskarlık’ oynayacağız, ya da yapmacık öykünmeler ve sahte aldanışlar içinde kaybolup gideceğiz.

Aslımıza dönüp kendimiz olamazsak, başkası da olamayacağız. Yok olacağız.

Tarihin karadeliği bizleri yutmadan önce geleceğe yön veren yıldızlar olmak zorundayız. Ancak böylece var olacağız.

Hep sevgi ve nefret bir arada oldu, hep şefkat ve gaddarlık koyun koyuna yaşadı. Gece gündüze sarılarak ilerledi, yeşili sarıya çevirerek ilerledi zaman…

Karanlık ne kadar koyulaşırsa o denli güçlü doğdu güneş… Zulümle adalet, ezenle ezilen hep mücadele etti.

Haset ve İhanet, bir buzlu hançerdi saplandığı kalpte eriyiveren…

Ve sevgi güneşi, etrafında dönen güzelliklerden yıldızlar gibi süsledi hep hayatımızı. Adem ile Havva, Yusuf ile Züleyha, Ferhat ile Şirin, Mecnun ile Leyla şu anda da aramızda… 

İşte hayat sınavı bu; değerler yüklü doğar insanoğlu. Değerleri yaşatanlar insanca yaşar. Ve değerleri, uğrunda can vermeye değer bulur insan olan.

Çünkü değerlerle değerlenir yaşam. Değerlerle güzelleşir yaşamak. Değerlerle yüklüyse yücelir, meleklerden üstün olur insan. Değerlerden yoksunsa hayvanlardan aşağılara düşer, alçalır.

İyilik yolunda yürüyenlerse gökyüzünde yıldızlarla eşleşir.

O asil ruhlara selam olsun!    

Ki onlar değerleri yaşatırlar.

Onlar ki kalpleri pamuk yığını, gözleri umut katarıdır.

Gerçekleri örten aldatıcı hokkabazların sihrini dağıtırlar!

Yetim haklarına el uzatan, yoksulu iten kakan, garibe eli kalkan, yalanla yatan kalkan, ayrımcılık üzerine idmanlı, zalimlerin yalakası sahte yürek pehlivanlarını, iyilik maskeli madrabazları kuruldukları kirli tahtlardan alıp vicdanların ışığında yıkarlar!

Kınayıcının kınamasından korkmadan, doğruları inandığı gibi haykırırlar!

Onlar, ışık soylu yüreklerdir, inanç yüklü yüce ruhlardır. Onlar, Yürek yürüyüşünde berdevam olanlardır.

Onlar, yarını değerler üzere inşa eden sevgi işçileridir.

Onlar, sevgi miliyle iyilik üzere ilmek ilmek yeni bir toplum dokuyan değer insanlarıdır.

Onlar kahramanlardır.

Hayat yolunu, ‘Sevgi Toplumu’na doğru ‘bir yürek yürüyüşü’ ile beraberce aşmaya ne dersin?

Tüm doğru değerlerin kaynağı olan sevgide erimeye ve sevginin kaynağı ‘tek olan’da birleşmeye ne dersin? 

Birleşen yüreklerin değerler üzere şanlı yürüyüşüne sen de katılır mısın?

Yeryüzünden tüm kötülükler yok olana ve barış egemen olana kadar tüm şeytanları taşlayarak yaşamaya gelir misin?

Her kişinin değil er kişinin harcı bir inanç ve teslimiyetle, varlığını insanlığın bu mutlu geleceğine adamaya var mısın?

İnsanlık ailesinin erdemler abidesi olan bir milletin şerefli tarihini taşıyacak liyakatle yürümeye hazır mısın?

Bayrağının rüzgarıyla dalgalanmaya, vatanın ocağıyla tütmeye var mısın?

İyilerin sesini yükseltmek  adına sesimizi birleştirmeye ve iyilerin türküsünü tüm dünyaya duyurmaya var mısın?

Bu adreste, tarihin ve vicdanın tanıklığını yapalım.

Milletimizin ve insanlığın dertleri için çareler arayan ıstıraplı yüreklerin, sancılı başların yazılarını, makalelerini birleştirelim.

Geleceğe uçurulan umut kuşları olsun şiirlerimiz.

Sevgi erlerinin, değerleri yaşatan neferlerin, sevgi toplumuna giden yolculuğunda her birisinin yürek yürüyüşüne tanıklık eden adreslerden birisi de burası olsun.

Geleceğe hoş bir sada salalım…

İstiklal Marşı’nda istiklal, Gençliğe Hitabe’de istikbal olalım.

Hilal gibi zarif kızım, yıldız gibi parlak oğlum, al şafaklarda bayrak gibi gelecekte dalgalansın.

Burası, geleceğin doğduğu adreslerden biri olsun.