Gizli El Açık Savaş

Cuma, Mart 14th, 2014 @ 11:05PM

Ergenekon sanıkları tahliye edildi. Adeta tahliye değil de beraat etmiş gibi hava estiriyorlar. Tahliye konuşmalarında nutuklar veriyorlar:  “Ergenekon’dan çıkıştır bu! Mücadelemiz şimdi başlıyor! AKP’yi de cemaati de bitireceğiz!”
Yargılanmakta olan tutuklular ile ‘hükümlü tutuklular’ arasındaki farklılığı hukukçularımız anlatıyor. Hükümlü tutukluları kapsamayacak şekilde; tutukluluğun yargılananlar için bir cezalandırma biçimine dönüşmemesi amacıyla on yıllık süre, beş yıla indirilmişti. Fakat tamamı hükümlü olan sanıklar üst mahkemede yargılanıyor diye bu beş yıl kuralının kapsamına alınıverdi. Bir el dokundu ve Anayasa Mahkemesi ‘bireysel başvuru hakkı’nı hatırladı. Hatta bazen mahkemenin yerine geçip hüküm verdi. Ergenekon’a yollar açıldı.
İyi  de; Balyoz, Ayışığı, Sarıkız birer roman adı mıdır? Bunlar darbe girişimi değil miydi? Bu insanlar değil miydi meydanlarda sivil görünümlü eylemler yaparak Ak parti kapatma davasının zeminini yapan demokrasinin altını oyan, hukuka kendi amaçlarını söyleten baskıcı gruplar? Ölme-öldürme yemini edenler? Alevi kapılarını işaretleyip Sünni-alevi çatışması tezgahlayanlar? Kürt-Türk provokasyonu planlayanlar bunlar değil miydi? Bunlar değil miydi Danıştay’da hakim öldüren derin örgüt? Zirve, Hrant Dink… hep iftira mıydı? Sayın Başbakan’a suikastler düzenleyen terör örgütü Ergenekon değil miydi? Hani arabasının camı balyozla kırıldığında, arabasında ölüme kilitleyenler kimlerdi Başbakanı? 28 Şubat bir rüya mıydı, yaşanmadı mı? Hepimiz uyur-gezer miyiz bu ülkede? Herkes afyon mu çekmiş? Neler oluyor bize! Ergenekon bir Türk efsanesi miymiş! Şaka mı bunlar?
Şu Cumhuriyet dediğimiz devletimizin kısa tarihine bakın bir: Derin devlet, militer(askeri) devlet, jüristokrasi(yargıçlar devleti), paralel devlet… her şey olmuşuz da bir yalın, sade, adam gibi ‘devlet’ olamamışız!
Hak edilmemiş gücü, gayrı meşru vasıtaları kullanmayı, gizli el olmayı ne kadar sever mişiz meğer? Ne röntgenciymişiz! Ne abrakadabra severmişiz! ‘Hizmet’ ehlidirler diye verdiğimiz iyi niyet alanını devlete ‘gizli egemenlik’ için kullanmak, paralel yapı kurmak hangi kitaba sığacak bir suistimaldir?
Biraz samimi olalım. Adam gibi devlet olacaksak; elbette hukuk devleti dışındaki tüm yapılar çökertilmelidir; ‘Paralel devlet’  tu kaka olsun elbette ama ‘derin devlete’ de selam durmayacağız! Adam gibi devlet demek demokratik devlet demektir, hukukun üstün olduğu devlet demektir. Derin devlete sığınarak paralelle mücadele olmaz! Paralele sığınarak derin devletle mücadelebin olmadığı gibi!…
Son beş yıla bakınız: Ergenekon sanıkları içeri alındıktan sonra olaylar durulmadı mı? Alevi- Sünni çatışması önce, Türk-Kürt çatışması daha sonra bitirilmedi mi? Üniversiteler sakinleşmedi mi? Suikastler durmadı mı? On bini bulmuş faili meçhuller kabusu bıçak gibi kesilmedi mi? Şimdi, bu insanların çıkmasıyla eşgüdümlü olarak Fethiye’den başlayan Kürt-Türk gerilimi, Berkin üzerinden yürüyen alevi-sünni çatışması tezgahı ve istanbul’da başlayan karşıt görüşlerin silahlı çatışması, seçim bürolarına boımbalı ve silahlı saldırılar… tesadüf müdür? Bu iç çatışma ve gerilimin profesyonelleri artık serbest! Ustaları işbaşına döndü. Buyurun, artık memlekette şenlik var!
Üstelik eskisi gibi de değil, artık sokakta risk almayan, kırgın bir polisimiz var! Onlar pek dik durmuyor. Olaylar durulmuyor. Medya zaten tahrike doymuyor. Yıllardır bugünlerin düşünü kuran marjinaller gündemin göbeğine eylemleriyle oturuyor. Kitleleri sürüklüyorlar. İktidarı tanımayan, Başbakana başbakan demeyen bir kesim öne çıkartılıyor.
Bir de Kaos için birkaç  ‘patlayıcı kaset’ attınız mı gündeme, bu iş tamam olacak! Nedir o patlayıcı kasetler? İddiaya göre 25 Mart’ta yayınlanacak üç kaset: Birisi sayın Başbakan’ın merhum Muhsin Yazıcıoğlu’na suikasti onayladığını içerdiği iddia edilen kaset! Bu doğru çıkarsa -ki sanmayız ve ummayız- muhafazakar kitleyi Başbakan’dan koparırlar! İkincisi, Öcalan’la Başbakan’ın baş başa oturup pazarlık yapıp anlaştığı iddia edilen görüntüler! Bu doğru çıkarsa sokakta şiddeti çok artırır. Ve son olarak Hakan Fidan’ın Hocaefendi’ye Başbakan’ı sattığı iddia edilen görüntüler! Bu da eğer doğruysa Başbakan’ın bindiği dalın kesilmesi demektir.
Bunların doğru olduğuna inanmak istemiyoruz. Umarız yayınlanmaz da. Fakat varsa ve yayınlanırsa bu üç kasetin hedefi  Başbakan’ı istifa ettirerek hükümeti düşürmektir. Bu olmazsa ülkede kaos ortamı yaratmak, yine hükümeti düşürmektir.
Bu sefer kaos hem dikey(değer temelli-ideolojik-) çatışma ile hem yatay(etnik temelli) çatışma hem de derin (kurumsal) çatışma ile taşınıyor. Bu tablonun Irak’ta, Suriye’de, Kafkasya’da, Afganistan’da oluşturulan ortamdan bir farkı yoktur. Bugün artık sonuçlarıyla görüldüğü gibi Türkiye’de yıllar yılı bunun zemini hazırlanmıştır. Göz göre göre.
Son on yılımız içinde ‘Gezi olayları’ bir çatışmayı, ‘Gaziosmanpaşa olayları’ bir çatışmayı, ‘Mersin bayrak olayları’ bir başka çatışmayı ifade ediyorsa, şu anda üç tür birden güncellenmiş, sokağa indirilmiştir.  Uzun süredir siyasi bir çatışmada ilk kez insanlar ölmeye başlamıştır.
Bir de ateşe benzinle gidercesine gerilimi artırıcı konuşmalar, şiddet ve nefret dili ile germeler, germeler…  Seçim süreci başladı başlayalı 15 günde, biz üç ölü biliyoruz. Yaralı ise çok. Bu bir iç savaş provasına doğru gidiyor. Yazıktır.
Dışarıda bir yerler nasıl da adım adım planlarına kendi elimizle hizmet etmemizi sağlıyor! Adamların ajana, düşmanlık yapmaya, asker bulmaya ihtiyacı yok. Nasıl da zamanlamasını ayarlayarak hamleler yapıyor ve şartları ‘olgunlaştırıyor!’ Bu ‘gizli el’ teorisi sanki serbest piyasa fiyatlarını izah etmiyor sadece; halimizi anlatıyor. Sayın Başbakan elleriyle nasıl takip edip içeri tıktıysa öyle kendi eliyle dışarıya çıkartıyor Ergenekon’u  ‘gizli el.’
Bu ülkede birileri de akıllı davransın artık. Birileri sevgiyi hatırlasın, birileri hoşgörüyü unutmasın. Artık herkes sorumlu davransın; yarın sokakta kendi oğlu öldürülecekmiş gibi düşünsün ve titresin! Boğazına Allah’ın attığı düğümün boşa olmadığını idrak etsin, yutkunarak konuşsun.
Sayın Başbakan da yeni yetme, kendinden menkul filozof, beyaz cam şovmeni, beyaz Türk kanallı danışmanlarını bir kenara koysun artık. Bu yola ilk çıktığında olduğu gibi; dava çilesi çekmiş fazıl ve abid erdemli hocaları yeniden yanına alsın. Onlar nefsini değil aklını besleyecektir. Sevginin, nefretten daha çok işe yaradığını yeniden gösterecektir.

İnsanımız ferasetlidir; çünkü samimidir. Geçmişte çok oyunu boşa çıkarmayı bilmiştir. Anadolu’daki bin yıllık tarihinin bu en zor dönemini de aşacaktır. Ve yeniden insanlığa, tarihinde olduğu gibi onur veren sayfalar açacaktır. Bu kabiliyetini de on yılda yaptıklarıyla göstermiştir. Bu millet uyanmış ve başarının tadını bir kez almıştır, artık durmayacaktır.Osman Arslan

Posted by
Categories: Haberler, Makaleler

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumlayan siz olun!
Yorum Yap