Çanakkale’ye Kurulan Tuzakları Hatırlayalım -Özet-

Çarşamba, Kasım 13th, 2013 @ 10:37PM

-özet-

ÇANAKKALEYİ SAVUNACAĞIZ!

 

 

 

I. Aşama

ÇANAKKALEYE YENİ ANZAK ÇIKARMASI!!!

Önce Gelibolu Yarımadası’nı “Avustralya’nın Kültür Mirası” yapmak için resmen başvurdular! Sanki 1915’te ‘kuklaca’ yürüttükleri utanç verici ‘işgal saldırısı’ insanlığa bir ‘değer’ katmış gibi!

Elbette ‘insani duygularına’ saygı duyan Türkiye bunu kabul etmeye meyletti. Son anda vazgeçildi. Niçin mi? Öğrenildi ki bir tuzak var: Avustralya, kültürel miras ilan ettiği yerlerin 5 Km. etrafındaki olaylara kendi mahkemelerinde bakıyor! Hatıralarına duyduğumuz saygı kullanılarak topraklarımızda söz sahibi olmayı hesaplıyorlardı. Böylece topraklarımızdaki egemenliklerini tanımış olacaktık. Bu, ‘1915 ruhuna ters’ tuzaklarından kurtulduk. Ayıplarıyla kaldılar.

VAZGEÇMEDİLER

Sonra resmen istediler. 25 Nisan 2005 Anzak Törenleri günü, o duygusal atmosferde, Yeni Zelanda Başbakanı “Gelibolu Yarımadası’nı ilgili ülkelerle dönüşümlü yönetelim” dedi. İlgili ülkeler; İngiltere, Fransa, İtalya, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda…Türkiye’ye yedi yılda bir sıra gelecek kendi topraklarını yönetmek için… Türk Bakan reddetti. Yine olmadı. Başaramadılar. ‘1915 ruhu’ dediğimiz bu muydu?!

VE SON NUMARALARI!

Ardından, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül imzasıyla bir talimat yayınlandı. Aynen şöyle diyordu: “Bilindiği üzere Türkiye ve bu ülkeler, Lozan Antlaşması’nda da açık ve ayrıntılı biçimde ifade edildiği şekilde, Gelibolu Milli Parkı’nı korumak ve bu amaçla yakın işbirliği yapmak yükümlülüğünü üstlenmişlerdir”

Anzaklar yazsa, ancak bunu yazardı!

Yanlıştır! Lozan’da 330 bin dönümlük yarımada değil topu topu yüz dönüm tutacak mezarlık ve kemiklikler üzerinde söz hakkı verilmiştir. Gelibolu Yarımadası Türkiye Cumhuriyeti’nin ortaksız, tartışmasız toprağıdır, vatanıdır! Lozan açıktır!

Dışişleri bölgedeki çalışmaların da durdurulmasını istiyor!

Nedir o çalışmalar?

Dikkat!!!

Sadece ve sadece Türk şehitlikleri!

90 yıldır çöplük altında bırakılmış o kahraman, ama ‘öz yurdunda garip’ Müslüman evlatlarının şehitlikleri mi çok görülüyor?

 

VERİLEN KOZU KULLANDILAR

Dışişlerimizin verdiği bu kozu Avustralyalılar hemen değerlendirdiler!

Türkiye’ye nota verdiler! Önceden teşekkür ettikleri çalışmalar için, şimdi ‘hesap soruyorlar!’

Üstelik cür’ete bakın: Şehitlik inşasına önem veren Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan alınıp, bu bölgenin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasını istiyorlar! Kültür ve Turizm Bakanlığı hangi milletin, hangi devletindir de Avustralya oraya yönlendiriyor? Türkiye’yi Avustralya mı yönetecek?

Şehit yatağı yarımada 4533 sayılı yasa ile Çevre ve Orman Bakanlığına bağlanmıştır. Yasaya rağmen bunu isteme cür’eti hangi dış güce verilebilir? Bu cür’eti veren yüz, bu cesareti veren duruş, bu haddi aşan girişime zemin hazırlayan metnin sahibi bu yanlışı düzeltmelidir.

Yetmez! Bizi bu zor duruma sokan Türk(!) bürokratları da bedelini ödemelidir!

ASIM’IN NESLİ… BURADA!

Türk ve İslam coğrafyasına kötü niyetle basan ayaklar ve işbirlikçileri 18 Mart ve 25 Nisan 1915’te kırılmıştır. Çanakkale Şehitlerinin evlatları aynı iman ve kararlılıkla buradadır.

Hiçbir milletin hatırasına saygısızlık etmeyiz. Emanet bilir koruruz. Fakat namus bildiğimiz şehitlerimizin yorgan olup örttüğü vatan topraklarına tecavüze kalkışan olursa, aynı çelik iradeyi, imanlı sineyi karşılarında görecektir!

HAYDİ, ÇANAKKALE İÇİN BİRLEŞİN

Hiçbir siyasal kudret, Çanakkale şehitlerinin millet evlatlarına verdiği manevi kuvveti mağlup edemeyecektir.

Türk Dışişlerini bu vahim yanlıştan dönmeye çağırıyoruz!

Lozan’ı doğru okumaya davet ediyoruz!

Avustralya’yı 1915 işgalciliğinden vazgeçip, 1915 kardeşliğine dönmeye çağırıyoruz!

Türk makamlarını, bu üçüncü sinsi hareketi de püskürtmeye çağırıyoruz!

Çanakkale’de birleşen, kanları birbirine karışarak kardeşleşen vatan ve millet evlatları!

Şimdi Çanakkale için birleşin!

Bu haklı sesi yükseltelim. Bu doğru çağrıyı çoğaltalım. Bu uyarıyı ilgili makamlara ulaştıralım.

Bu yanlış gidişten dönülünceye kadar bu davayı takip edelim.

Onlar bizim için canını attı.

Biz de hiç olmazsa bir mail atabiliriz.

Bir faks çekebiliriz.

Ve sonra dönüp şehitlerimize belki şunu diyebiliriz:

“Yine, bir şey yapabildim diyemem, hatırana!”

   II. Aşama

1-      CUMHURBAŞKANLIĞINDA TOPLANTI!

 

T.C. Dışişleri Bakanlığı yazısı, ‘gereği’ için Başbakanlığa yazılmıştı.

Başbakanlık ‘gereği’ni yapmadı! ‘İlgili’leri toplayıp sorunu görüşmedi.

Ve boşluğu Cumhurbaşkanlığı doldurdu.

 

KİM, KİMDİR?

Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri Kemal NehrozoğluKöşk’ün Yeşil Salonu’nda ‘ilgili’lerle bir toplantı yaptı.

Dışişleri Bakanlığı temsilcisi Avustralya’nın elini güçlendiren tezini savunmaya devam etti.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Anzakları sevindiren bu yaklaşımı destekledi.

Çevre ve Orman Bakanlığı şehitlikleri yapan icraatlarını savundu.

Genel Kurmay Başkanlığı mevcut uygulamayı destekledi,Dışişleri’ne karşı tavır aldı, kargaşadan kurtulması içinbölgenin askeri yönetime verilmesini istedi.

Cumhurbaşkanlığı da Dışişlerinin yanlış ve tehlikeli  tezinin arkasında durdu.

 

BU VATAN KİMİN?

Böylece Türk devletinin tepesinde şehitlliklerimizin değil Anzakların yandaşları çoğunluk sağladı.

Ha, orada bir de Başbakanlık temsilcisi vardı.

Ne mi yaptı?

Şehitleri savunmadı, sustu, RENKSİZ, TAVIRSIZ, TARAFSIZ öylece durdu. O kişi, şimdi İçişleri Bakanı

Yani Başbakanlık tarafından ses gelmedi… Çanakkale Şehitleri için ‘iki cümle’ edemedi! Vatanı savunanları savunamadı.

Bu gidişi şehitlerimiz lehine bozabilirdi. Yapmadı.

Anzaklar adına sustu

 

ONLARI BUNUN İÇİN SEÇMEDİK

Öyleyse biz konuşacağız.

Halk konuşacak,

Sivil toplum, medya, seçilmişler, hukukçular, tarihçiler,

Millet konuşacak.

Tarih konuşacak;

Şehitlerimiz konuşacak.

Ses vereceğiz.

 

 

2-      MÜLKİYE MÜFETTİŞLERİ GELİBOLUDA

 

MÜFETTİŞLER GELİBOLUDA

Bölgenin askeri yönetime devri talebini incelemek üzere Mülkiye Müfettişleri görevlendirildi.

Müfettişler incelemelerini yaptı, raporlarını düzenledi.

Askeri yönetime verilmesini uygun bulmadılar.

Ancak, incelemeleri sırasında bir gerçeği fark ettiler.

 

İDDİAMIZ DOĞRULANDI

Yarımadada şehitlik alanlarında beş yıldızlı oteller yapılıp turizm rantiyecilerine kapı aralanmak isteniyordu.

Çanakkale şehitliği kimliksizleştirilmek isteniyordu.

 

 

VATANSEVER BÜROKRATLAR DA VAR!

Milli ve manevi değerlerimizden hortlaktan korkar gibi korkan birilerinin senelerdir yürüttüğü sinsi planı fark ettiler.

Ve raporlarına bunu girdiler:

“Milli değerlerimizi rencide edecek bu amaçlı uygulamalara fırsat verilmemelidir!”

Demek ki güzel şeyler de oluyor.

Ses vermeye devam edelim.

3- ÇANAKKALE SAHİPSİZ DEĞİL.

Türk milleti ekmeğini sömürenlere susmuştur, maalesef,

Makamında oturup semirenlere susmuştur, maalesef,

Şahsi ikbali için geleceğini kemirenlere susmuştur maalesef,

Fakat vatanına, bayrağına, şehidine ve dinine dokunanları affetmemiştir.

Çanakkale bunun sembol destanıdır.

Çanakkale şehitlerinin ahfadı,

hâlâ canfedâ bir sevgiyle o ateşi yüreğinde taşımaktadır.

Hiçbir siyasal entrikaya kurban vermeyecek kadar

dosdoğru ve yiğitçe

Çanakkaleyi savunacağız.

III. Aşama 

Ve nihayet, medyaya konu oldu, gelibulu.tv’de yayınlanan belgeler manşet ve kapaklara konu oldu.

Sonunda Abdullah Gül ve hükümet yanlış adımlarını geri çekti; Avustralya ve İngiltere’ye Türkiye nota verdi.

Tuzaklar bozuldu.

Sivil Çanakkale Zaferi kazanıldı.

Yıl: 2006

Bugün 2010.

Yeni bir oyun aynı amaç için oynanıyor.

Bu özet geçmişi bildikten sonra şimdi olup bitenleri değerlendirebiliriz…

Posted by
Categories: Makaleler

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumlayan siz olun!
Yorum Yap