ARSLAN SAKARYA ÜNİVERSİTESİNDE AKİF’İ ANLATTI

Salı, Ocak 26th, 2016 @ 9:18AM

ARSLAN SAKARYA ÜNİVERSİTESİNDE AKİF’İ ANLATTI

Sakarya Üniversitesi Asım’ın Nesli Kulübü tarafından Mehmet Akif ERSOY’u vefatının yıl dönümünde “Asım’ın Nesli Üstadını Anıyor” başlıklı bir anma toplantısı düzenlendi. Dernek Başkanı Cuma ECE tarafından düzenlenen toplantıda Mehmet Akif’in şiirlerinden örneklerin sunuldu. Anma programının açılış konuşmasını Prof. Dr. Nedim ÇETİN tarafından yapıldı. yaklaşık 600 öğrencinin izlediği toplantıya “Mehmet AKİF’i Anlamak” konulu konferansını vermek üzere davet edilen ARSLAN iki saate yakın süren konuşmasında Akif’in hayatından, fikirlerinden ve şiirlerinden örnekler sundu.

Konuşmasından bir bölümünde ARSLAN şunları dile getirdi:

“Akif’in, kuşkusuz en muhteşem şiiri, Asım kitabında yer alan Çanakkale Şehitlerine bölümüdür. Ünlü vatansever aydın Sülyeman Nazif, Çanakkale şehitlerine şiirini dinledikten sonra Akif’i şöyle tanımlamıştı: “Allah’ın şehitleri olduğu gibi şairleri de var!”

Size Akif’in garip bir kaderi vardır, ondan söz etmek istiyorum:

Balkan harbi sırasıdır. Düşmanın Müslüman Türk halkına en ağır işkenceleri reva görmektedir. Berlin hatıralarında, ilmine hayran kaldığını anlattığı Batı’nın vahşeti karşısında Batıcıların suskunluğu ve “medeniyet” diye Batıya söz söyletmeyişine karşı sert bir şiir yazar:

 “Tükürün milleti alçakça vuran darbelere,

Tükürün onlara alkış dağıtan kahpelere…

Tükürün Ehl-i Salib’in o hayasız yüzüne!

Tükürün, onların asla güvenilmez sözüne!

Medeniyet denilen maskara mahluku görün:

Tükürün maskeli vicdanına asrın, tükürün!” 

Dediği için aydınlar tarafından “geri kafalı adam” suçlamasına maruz kalır.

Hayatı, hürriyetleri savunmakla geçtiği halde, hürriyet adı altında Devlet karşıtlığı ve bölücülük yapanlara karşı çıkar Akif. Bu gerçeği 1908 Temmuzunda sokağa fırlayan eylemcilere karşı haykırdığında eleştirilir. Bu nedenle “hürriyete düşman zavallı”  derler ona.

Amerikan mandası önerisine karşı yiğitçe yükselen karşı ses de Akif’indi. Bunun üzerine Mütareke basını tarafından “Ortaçağ kafalı tehlikeli adam” denildi.

En ilginci, Âkif’in şapka giymemek için Mısır’a gittiği iddiası idi. Mehmet Âkif Mısır’a gittiğinde henüz şapka devrimi yapılmamıştır bile. Cumhuriyet Meclisinin milletvekilleri dahi fes giyiyordu o zaman. Hiçbir muhalefeti bilinmemesine rağmen, bazı yanlış aksettirmeler Akif’e ‘rejim muhalifi’ yaftasının takılmasına neden oldu.

Türkiye’de şapka bahane edilerek rejim düşmanı diye iftiraya, bu nedenle takibata uğrayan Akif, Mısır’da entari giyip dolaşmak yerine ceket, pantolon ve Frenk gömleği giydiği için “Hıristiyan Âkif, gavur Âkif” diye yaftalanıyordu. Ne çelişki, ne garip bir kader değil mi?

O ne mi yaptı?

Örgüt kurmadı. Hiçbir yere sığınmadı. Yanlış amaçla kullanılacaksa konuşmadı bile. Sadece yapıcı davrandı. Onun muhalif olduğuna inananlar gelerek başlatacağı mücadelede onunla birlikte olmaya yeminliyiz dediler. Akif de onlara dedi ki; “Benim de bir yeminim var. Ben de yeminliyim. Müslümanları birbirine düşürmemek üzere yeminliyim. Milleti birbirine kırdırmamak üzere yeminliyim. Başkasının vebalini almamaya yeminliyim.”

Hiçbir eleştiriye de aldırmadı. İnandığı gibi, dosdoğru yaşadı. Ve onun için büyüdü Akif. Samimi bir dindar, gerçek bir vatansever ve sadık bir vatandaş olduğunu gösterdi. İşte bu doğru çizgisi sayesindeonu bugün milyonlar ve koca bir devlet anıyor.

 Niçin Akif’i anıyoruz? Çünkü Akif’in hayatının hiçbir karesinde ona sahip çıkanların başını öne eğdirecek bir hatıra bilinmiyor. Dosdoğru bir insandır Akif.

Akif iki yüzlülüğe tahammül edemez. Sözünün samimi ere olmayanlara itibar etmez.

Bunu da çekinmeden söyler! 

“Şudur benim cihanda en beğendiğim meslek,

Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek.”

Özellikle ülke sorunları karşısında duyarsızlaşan, bencilleşen insanımıza; bu vatanın, bu doya doya yaşadığımız özgürlüğün; boşveren insanların değil can veren, emek veren, ter döken insanların fedakarlıklarının eseri olduğunu anlatmak için Mehmet Akif’i anmak anlamlıdır. Onu anlamak önemlidir. Yoksa şahsının övülmesi onun da en çok rahatsız olacağı bir davranıştır. 

Akif demek sadece şiir, sanat değil ülke, millet ve inanç demektir.

Akif’ten bahsetmek bir millet kaderinden bahsetmektir.

Her an milletinin ıstıraplarıyla yanan bir yürek, kelam ve kalem..”

Posted by
Categories: Genel, Haberler, Seminer & Konferans

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumlayan siz olun!
Yorum Yap